hayatın rengi.. 的个人资料hayatın rengi!..kendinde...照片日志列表更多 工具 帮助

hayatın rengi!..kendinden öte bir yol için!..

AHH MİN'EL AŞK!..Kalbin üzerinde titreyen hüzün..hayallerin sükutu...

kendinden öte bir yol için... hayatın rengi..

职业
地点
兴趣
hayata ve aşka dair her şeyi yürek ikliminde bulabileceğiniz, diyar-ı aşkı arzulayan ve aşk-ı diyarda gezinen bir dua dilencisi..
第 1 张,共 7 张
第 1 张,共 11 张
9月11日

<..Efendimiz'in (sav) Duası..>

Resulullahin (s.a.v) Duasi

Resulullah efendimiz, (s.a.v.) Veda haccinda, "Veda hutbesini" bitirdikten sonra Bilal-i Habesi hazretleri, ezan-i serifi okudu. Butun Eshab-i kiram, huzur ve husu icinde dinlediler.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) , namazi kildirdiktan sonra devesine bindi. Cebel-i Rahme'nin dibine varip kayalari onune alip, kibleye donerek vakfeye durdu. Herkesin vakfeye durmasini emretti. Daha sonra: "Hayir, ancak ahiret hayirdir." buyurdu.

Mubarek ellerini gogus hizasinda kaldirarak, butun peygamberlerin yaptigi pek faziletli olan su duaya basladi. Bizlere, bu sekilde dua etmemiz icin isaret buyurmus oldu:

"Allahu tealadan baska ilah yoktur. O birdir. Esi ortagi yoktur. Mulk, O'na aittir. Hamd, O'na mahsustur...

Ey Allahim! Kabir azabindan, kalbin vesvesesinden, islerin daginikligindan sana siginirim!

Ey Allahim! Ruzgarlarin getirdigi afetin serrinden sana siginirim! Ey Allahim, gozumde bir nur, kulagimda bir nur, kalbimde bir nur yarat! Ey Allahim, gogsume genislik ver, isimi kolaylastir!

Ey Allahim! Kalbe vesvese veren seytandan, islerin karisikligindan, kabir fitnesinin serrinden, gecenin getirdigi seylerin serrinden, gunduzun getirdigi seylerin serrinden, korkunc ruzgarlarin getirdigi afetlerin serrinden, zamanin nobet nobet gelen mihnet ve belalarinin serrinden sana siginirim!

Ey Allahim, sagligin hastaliga cevrilmesinden, birden bire gelip catacak azabindan ve butun gazabindan sana siginirim!

Ey Allahim! Beni hidayetine ulastir. Gecmisimi, gelecegimi bagisla! Ey bas vurulacaklarin en hayirlisi! Kendisinden istenilenlerin en keremlisi, en cok vereni!

Ey Allahim! Sen, sozumu isitiyor, yerimi goruyor, gizli, acik neyim var ise biliyorsun. Islerimden hic biri sana gizli degildir. Ben caresizim, yoksulum. Senden yardim ve eman diliyorum.

Korkuyorum. Kusurlarimi itiraf ediyorum. Bir caresiz, senden nasil isterse, ben de oyle istiyorum. Zelil bir gunahkar, sana nasil yalvarirsa, ben de oyle yalvariyorum.

Yuce huzurunda boynunu bukmus, senin icin gozlerinden yaslar bosanan, senin ugrunda butun varligini zelil eden, senin icin burnunu topraklara surten bir kulun sana nasil dua ederse, ben de oyle dua ediyorum!

Ey Rabbim! Duami kabul buyurmaktan beni mahrum eyleme. Bana Rauf ve Rahim ol! Ey istenilenlerin en hayirlisi ve verenlerin en keremlisi!..

Ben, sana her an muhtacim. Senin ise, bana hic ihtiyacin yok. Sen, ancak yaratanim olarak beni bagislar, affedersin.

Ey duacilarin dualarini kabul eden! Ey umit baglananlarin en ustunu! Islamiyet ve Muhammed (aleyhisselam) uzerindeki himayen hurmetine sana yoneliyorum. Benim butun suclarimi bagisla! Beni su durdugum yerden butun hacetlerimi yerine getirmis, dileklerimi ihsan buyurmus, temennilerimi gerceklestirmis olarak dondur!..

Bizler, topluca senin Beyt-i Haram'ina geldik. Su buyuk Mesair'de vakfeye durduk. Su mubarek yerlerde hazir bulunduk. Umidimiz, yuce katindaki sevab ve mukafata nail olmaktir. Umidimizi bosa cikarma Allahim!"

Resulullah efendimiz, bu duadan sonra vakfe yapti. Aksam uzeri:

"Bugun, dininizi sizin icin ikmal eyledim. Uzerinize olan nimetimi tamamladim ve size din olarak Islamiyet'i vermekle razi oldum (Maide suresi: 3) mealindeki ayet-i kerime nazil oldu.

Boylece, Islam dini ikmal bulmus oldu. Bildirilmemis, aciklanmamis hicbir emir, yasak kalmadi. Kisa bir muddet sonra da bu fani dunyadan ayrildi.

Allah O'nun sefaatine nasip etsin bizleri...

Amin!


9月4日

EĞer Bİrini SEviyorsan Onu SErbest Bırak!..

ğer birini seviyorsan, 
Onu serbest bırak 
Dönerse senindir 
Dönmezse zaten senin hiç olmamştır. 


Yeni Versiyonlar 

(Karamsar) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Dönerse senindir 
Zaten dönmeyeceğide kesindir. 

(İyimser) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Üzülme, dönecektir 

(Aldırmaz) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Bir müddet bekle 
Dönmezse unut gitsin 

(Şüpheci) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Dönerse bu işte bir bit yeniği war demektir. 

(Greenpeas) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Aslında bakarsan tüm canlılar hür olmalıdır. 

(Biyolog) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Evrimini tamamlaması mümkün olsun. 

(İstatistik) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Seviyorsa dönme ihtimali çok yüksektir 
Sevmiyorsa zaten korelasyon yoktur. 

(Aşırı sahiplenici tip) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu kesinlikle serbest bırakma!!! 

(Psikolog) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Dönerse kendine güveniyor demektir 
Dönmezse süperegosu baskın demektir 
Gitmiyorsa manyak demektir 

(Mali Eksper) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Dönerse borç almaya devam edebilirsin 
Dönmezse ara ve borclarının üstüne yattığını söyle!!! 

(Bencil) 
Eğer birini seviyorsan 
Kendini serbest bırak 
Niye diye sorarsa 
Seni hiç alakadar etmez!!! de. 

(Muzip) 
Eğer birini seviyorsan 
Onu serbest bırak 
Dönerse bir daha serbest bırak 
Gene dönerse gene bırak
12月29日

ay terapisi-2

 
 
 
 



Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla!..

Ay terapisi -2

Hüzünlü bir gece!..Yüreğim ağlıyor ..Dünyanın yükünü sırtına yüklemiş; benim dünyamda, işte akşam!..ve gece..Benim dünyamı da içine almış şu kainatta da işte akşam! ..ve gece.. iki geceyi de aydınlatan, huzura erdiren işte ay!..iki dünyaya da selam verdi..

Hayatın rengi: ‘Hoş geldin AY YÜZLÜMÜN YANSIMASI!..
Hoş geldin Benim gecemin ve şu kainatın gecesine.

Başını eğip edeple karşılık verdi :’ Hoş bulduk hayatın rengi!.. Yüzünde hüzün var senin bu gece paylaşır mısın benimle?.. Gecenin dostuna anlatmayacak mısın? ’…

Hayatın rengi: ‘Ey AY YÜZLÜMÜN YANSIMASI!..Sen kabir alemini gece tepeden seyrettin mi hiç?..Ben bugün gündüz kabir aleminin en güzel sahiplerinden bir zatı ziyaret ettim..Kim biliyor musun? Eminim ki senin gece dostlarından biriydi..ESSEYYİD ABDULHAKİM ARVASİ (KS)hz. ..Bağlum da ..Sıkıntılı bir yolculuktu aslında ama elhamdülillah değdi..Narin, mütevazi bir kabirdi..Onun yanında o kadar huzurluydum ki.VARLIĞI ALLAH’I HATIRLATAN BU MÜBAREK ÖLÜMÜNDE BİLE RUHLARI DİRİLTMEYE DEVAM EDİYOR ALLAH’IN İZNİYLE..CAN ÇEKİŞEN BU BEDENİME YENİDEN DİRİLİŞ OLDU BU ZİYARET..HALKTA HAK İLE OLMAYI BAŞARAN BU GÜZEL ZATIN YANINDA DÜNYADA OLDUĞUMU AMA O’NUN’LA NEFES ALDIĞIMI HİSSETTİRDİ BANA..O GÜZEL ZATIN PENCERESİNDEN KENDİ NEFSİME BAKTIM..GEÇMİŞİME , GELECEĞİME, AN’IMA ..AÇLIĞIMI SUSUZLUĞUMU HİSSETTİM YİNE AŞKIN SAHİBİNE..KALBİMİN ÇIĞLIKLARINI DUYUYORDUM ŞİMDİ..HANİ ALLAH TEALA BİR AYETTE DİYOR YA: ‘KALPLER ANCAK ALLAH’I ZİKRETMEKLE MUTMAİN OLUR’..kalbimin çenesini kapatıp, aklımı konuşturmaya çalışmışım şu zamana kadar..ya da kalbimi boş şeylerle meşgul edip aklımın olgunluğuna erememişim..

ve yine ALEMLERİN RABBİ diyor ya bir ayette:’KULUM BANA BİR ADIM YAKLAŞIRSA BEN ONA ON ADIM GELİRİM, KULUM BANA YÜRÜYEREK GELİRSE BEN ONA KOŞARAK GELİRİM..’ Ya ayaklarımı kırmışım yürüyemiyorum yada yolların şaşmazlığında şaşmışım..Ya Rabbim ben sana bir milim bile gelememişim..Senin verdiğin bu ayakları senin yolunda yürümek için kullanamadım..hep çukurlara ve engellere takıldım.affet beni..ne olur ..affet..



Ve bu güzel zatın en güzel sözünü düşündüm..

O’NU BULAN NEYİ KAYBEDER.
O’NU KAYBEDEN NEYİ BULUR?.

İşte böyle AY YÜZLÜMÜN YANSIMASI,ruhumun O’NA olan açlığının ve susuzluğunun inleyişleri bunlar..bu hüzün O’NSUZLUĞUN hüznünü çekiyor..elhamdülillah ki senin gibi bir dostu gönderdi bana..KENDİ HABİBİNİN yansımasını görmem için senin yansımanla içimi aşkla yansıttı bu gece..ÜSTAD N. FAZIL’ın hocası olan bu güzel zata selam ve dua ile…O’NU hatırlatan her şey o kadar güzel ki..

AY YÜZLÜMÜN YANSIMASI diyor ki: ‘ hayatın rengi günün bereketli geçmiş…çok şey almışsın gündüzden ..ve şuanda geceden alıyorsun inşallah tüm bereketiyle..onlar benimde dostum..BENİMLE BİRLİKTE ALEMLERİN RABBİNİ ZİKREDERLER VE TEFEKKÜR EDERLER..ilmin ışığını da gece sindirirler akıllarına ..gündüzde halkla birlikte olmalarına rağmen kalpleri de hep ALEMLERİN RABBİYLE..ALLAH onlardan razı olsun..gecenin sahibine emanet ol hayatın rengi..

AY IŞIĞINDA SAKLIDIR!..
(kahırdan damlayan mürekkepten..)
hayatın rengi..
12月1日

<--sen yeter ki RAbbe tevekkül et!...-->

 

Dertler, acılar ve çaresizlikler... İnsan eli kolu bağlı bir vaziyette Rabbi'ne (Celle Celaluhu) teslim olduğunda, karanlıklar aydınlığa döner. Herşeyin en iyisini bilen O'dur (Celle Celaluhu). Bizim gidecek başka kapımız mı var?

Keşke, Rabbimize her zaman niçinsiz ve nedensiz olarak teslim olabilsek... Onu bilip vicdanımızda O'nun irfanına erdikten sonra mükellef olduğumuz hususlar mevzuunda "niçin böyle oldu?", "neden bunlar hep benim başıma geliyor?", "ALLAH 'ım neydi günahım!" demeden sadece ve sadece teslim olmamız nispetinde O'na karşı şükran borcumuzu eda edebilsek... Kapısının sadık tasmalı kulları olarak yüzümüzü kapısının eşiğinden ayırmayıp "Rabbim günahkar kulun kapına geldi.. bahtına düştüm.." deyip kendimizi O'nun rahmet kollarına bırakabilsek...

Sözün burasında bir misal olması bakımından kadınlık dünyasının sultanlarından Hz. Hacer Validemizin teslimiyetini nazarlara arz edelim. Hz. İbrahim, kucağındaki çocuğuyla birlikte Hz. Hacer anamızı ekinin bitmediği, suyunun olmadığı kupkuru bir çöle, şimdiki adıyla Mekke'ye bırakmakla emrolunur. Eşini ve biricik oğlunu orada bırakan Hz. İbrahim geriye döner. Biraz ilerlemiştir ki, arkadan ağzı kevser içesi, Rasul-i Ekrem'e gerçekten nine ve anne olacak büyük kadın Hz. Hacer'in sesi duyulur: "Ya İbrahim, Ya İbrahim! Bizi burada bırakman 'ın emri mi yoksa kendi isteğin mi?" Bunun üzerine Hz. İbrahim, "ALLAH 'ın emri ile seni buraya bıraktım Ya Hacer" der. Bu sözleri duyan Hz. Hacer'in dudaklarından şu sözler dökülür: "Madem ALLAH 'ın emriyle getirip bizi buraya bıraktın, gayri bizi terk etmez. ALLAH 'a teslim olmak, emrettiği şeyleri yerine getirirken, bizi zayi ve terk etmeyeceğine inanmak lazım."

BAHTINA DÜŞTÜM YA RABBİ !

O sırada başta Fahri Kainat olmak üzere kıyamete kadar gelecek nurlu halkanın başı, onların şerefli dedeleri Hz. İsmail bir çocuktur. Başında koruyucu olarak anasından başka kimsesi yoktur. Etrafta su ve yiyecek namına bir şey görülmüyordu. Hz. İbrahim eşini orada bırakıp uzaklaştıktan sonra bütün yük, Hz. Hacer'in omuzlarına kalmıştır. Ama o, "Rabbin emriyle olduktan sonra gam yemem" diyordu. Biraz sonra çocuk susayınca ağlamaya başlar. Anne bir yudum su bulabilmek için sağa sola koşar. İlk gözüne ilişen Safa tepesi olur. Safa kapısından dışarı çıkar, "Acaba bir yerde su görebilir miyim.. suyun alameti olan kuşlara şahit olabilir miyim.. ben ne olursam olayım ama şu yavrucuk ağlıyor ve içim parçalanıyor" duygu ve düşüncesiyle tepeye tırmanır.

Safa'da bir şey göremeyince Merve tepesine tırmanır ve Safa ile Merve arasındaki bu geliş gidişler yedi defa olur. Dört defa gider, üç defa gelir. İyice yorulan ve takati kalmayan Hz. Hacer anamız, "Artık bittim Ya Rabbi. Bütün sebeplere sarıldım. Bu yavruyu bırakıp gidemem. Senin emrine muhalefet de edemem. Bahtına düştüm" diye inler. Bu içten yapılan dua, Cenab-ı Hakk'ın rahmetini harekete geçirir ve ilahi emirle Hz. İsmail ayağını yere vurunca yerden bir su (zemzem suyu) fışkırır. Ve bu sudan hem anne hem de çocuğu kana kana içerler. Evet Hz. Hacer validemiz, teslimiyetinin meyvesini böyle görür ve aynı zamanda kıyamete kadar gelecek olan müminlere de nice dersler verir. (İbn Sad, Tabakat, 1/50-164)

Musibetlerimizi def edecek, bizi huzura kavuşturacak, gönül dünyamızda zemzemler fışkırtacak, bizi iman ufkuna ulaştıracak, kanayan yaralarımızı dindirecek ve bize inşirah verecek olan sadece ve sadece Rabb'imizdir (celle celâluhu). Biz, sebeplere sonuna kadar sarılıp ALLAH 'ın bize verdiği imkanları kullanacağız. İşte bu noktadan sonra ALLAH 'ın bitip tükenme bilmeyen kudret ve kuvvetine şahit olacağız. Gecemiz gündüz olacak, şafaklar atacak, ak horozlar ötecek, çatlak sesler dinecek, meseleyi ters anlayanlar kaybolup gidecektir. Bize düşen niçinsiz ve nedensiz olarak teslim olmak, sadakatle O'nun kapısından ayrılmamak ve bir ömür boyu O'nu tanıyıp tanıtmaya çalışmaktır.



ALINTI...
__________________
9月30日

--->TUTUN Kİ düşmesin RUHUMUZ!..



Sizi rüyada dahi göremeyenlerdenim. Sizi bir kere dahi hayalinde canlandıramayanlardan. Ne takatim vardı buna, ne de becerim. Biz rüyaların insanları değildik. Zor zamanların çocuklarıydık. Rüyaları dahi elinden alınan.


Ama biliyor musunuz? Bunu hiç dert etmedim. Etmek istemedim. Çünkü her yerde sizin izinizi gördüm. Sizin her varlığa düşen nurunuzun ışıltısıyla evrenin dili çözüldü. Dilsizlikten kurtulup O’nu anlatan sözcüklere dönüştü. O’nu anlatan bir şarkı gibi seslendi evren. Her varlık parçası suskunluğunu bozdu, en tatlı sözcüklerle O’nu anlattı. Evrenin dilinin sözcükleri sizinle kalbimize taşındı. Kalbimiz sizinle kederlerini teselli etti.

Siz bize kederin bile içindeki sevinci gösterdiniz. Kederlerimizi, sıkıntılarımızı, dertlerimizi bile sevdirdiniz. En güzel bir sabırla sabretmeyi, sıkıntılara göğüs germeyi tam tamına ancak bir tek siz başardınız. Siz bir sır çözücüsüydünüz. Sırlar sizin önünüzde çözüldü, sırlar önünüzde diz çöktü. Sözcükleriniz ne tatlı, ne kadar sahiciydi. Nereden öğrendiniz bunları?

Siz hep buradasınız. Yanı başımızda.

Bir rüyada bile yüzünüzü görmedim. Biliyor musunuz, bunu hiç dert etmedim. Çünkü sizi hep burada hissetim. Her iyiliğin, güzelliğin, hayrın içinde sizi buldum.

Her kasvetli yaşantıda aklımızı ışıttınız. Olaylara bakışınız, yüzünüzdeki bakış gibi imdadımıza yetişti. Sözcükleriniz en kalın kasvetlere yetti.

Ay ve siz. Siz ve ay. Dağlar ve siz. Siz ve dağlar. Siz ve arkadaşlarınız. Arkadaşlarınız ve siz. Kuşlar ve siz. Siz ve kuşlar. Çöller ve siz. Siz ve çöller. Siz ve eşleriniz. Eşleriniz ve siz. Siz ve tüm insanlık halleri. Tüm insanlık halleri ve siz.

Ne kadar çok şey yaşadınız. Yaşamadığınız bir hüzün kaldı mı sahi? Nasıl dayandınız tüm bunlara? Babanızın siz doğmadan öldüğünü ne zaman öğrendiniz? Öğrendiğinizde neler yaşadınız? Annesiz büyümek nasıl bir mahrumiyetti? Akranlarınızla oynarken onların “Anne, baba” diye seslenmelerini duyduğunuzda gizli gizli ağlar mıydınız, boynunuz bükük hisseder miydiniz kendinizi? Amcalarınızın yanında büyümek nasıl bir kırıklıktı? Eşiniz öldüğünde nasıl dayandınız buna? Ne olur söyleyin. Yalvarırım söyleyin. Özleminizi nasıl giderdiniz? Sevgili amcanız öldüğünde kalbiniz duracak gibi oldu mu? Hayat başınıza yıkıldı mı? Çocuklarınız öldüğünde hangi sözcüklerin bağrına yaslandınız? Ayrılık acısının sızısını ne ile dindirdiniz?

En anlamlı mucizelerinize dahi “Bu bir sihirdir” dendiğinde içinizde bir fırtına koptu mu? Kırıldınız mı? Kırıldığınızda kalbinizden geçen ilk cümle neydi? Size yüz çevrildiğinde O, sizden ne demenizi istedi ve siz ne dediniz? Taif’ten dönüşünüzde nasıl yakardınız Rabbinize?

Bu soruların yanıtları ruhumuzu üşümekten kurtardı. Ruhumuzu tuttu, düşmekten kurtardı. Sizin yanıtlarınızın dışında her cümle, gökteki yıldızlarla ısınmak kadar sahte ve yalancıydı. Yalan tek bir sözcük çıkmadı dudaklarınızdan. Sözcükleriniz heva ve hevesin semtine uğramadı hiç.

Ne kadar sahiciydiniz ve ne kadar güçlü.

Kederden kedere geçtiniz. Karanlıktan karanlığa geçirdi sizi Rabbiniz. Ama siz, her karanlıkta bir nur buldunuz. Sizin tecrübeleriniz olmasaydı biz sahici bir yaşamı nasıl bulacaktık? Siz bize hayatı sundunuz. En gerçeğinden. Bize hayatlarımızı sundunuz. Aydınlık ve karanlığı ile. Siz karanlığı dağıtan nur idiniz.

Biz ancak sizinle tahammül edebiliyoruz hayata, inanın. Sizin sözcüklerinizle. Sizin kalbinize ne iyi geldiyse, bizim kalbimize de ancak o iyi gelebiliyor. Sözcükleriniz ne kadar güçlü? Kalbiniz. O sonsuz derinlikli kalbiniz. Ne kadar güzel sevdi O’nu. Tüm davranışlarınız O’nun içindi, O’nu sevindirmek için.

Ayı neden çok seviyoruz biliyor musunuz? Siz sevmeseydiniz, biz ayı nasıl sevebilirdik? Gece vakti gözlerinizi dikip “Seni Yaratanla beni Yaratan aynı” demeniz aklımıza geliyor. Biz de sizin gibi seslenmeye çalışıyoruz aya. Ayı ne kadar güzel sevdiniz. Ay sizi ne kadar çok sevdi. Ayı her seyredişimizde gördüğümüz nur, sizin nurunuzun tecellisi oldu. Ve nurunuzla şimdi de buradasınız. Yoksa ayı seyretmenin bir anlamı olur muydu? Ya da aydaki anlamı biz başka nasıl bulurduk?

Sağ eliyle yemek yiyorsa bir insan ve bunu siz yaptığınız için yapıyorsa, bu eylemin içinde siz varsınız. Bir çiçeği incitmeyen bir insan, davranışındaki bu nezihliği sizden başka kimden öğrenmiştir ki? Ne kadar nezihsiniz. Ne kadar kibar, ne kadar ince.

Siz buradasınız. Yemeğe başlarken “Bismillah” diyorsak, bunu sizden öğrenmişizdir. Namaza başlama biçimimiz, namazdan sonra ettiğimiz dualar sizin dualarınız değil mi? Yoksa, biz nereden bilirdik en anlamlı duaları?

Belki bir rüyada bile göremedik sizi. Ama hayatımızın her halinde silinmez izlerinizi gördük. Kılıcınızın üzerinde “Gelmeyene gideceksin” yazıyordu. Biz size gelemedik. Siz bize geldiniz. Hoş geldiniz. Ne güzel geldiniz. Siz hep güzel gelirdiniz.

Evimize girerken sağ ayağımızı attık önce. Bunu sadece sizin için yaptık. Sizi hatırladık. Ağzımızdan nazik sözcüklerin çıkmasında sizi bulduk. İhtiyacı olan birinin ihtiyacını gidermemiz, sizin kalbinizdeki merhametin bir sonucu değil mi? Eğer hayat yolunda zerre kadar doğruluğun içindeysek bu doğrulukta siz varsınız. Biz doğru nedir ancak sizinle bildik.

Hayatımızdaki her iyiliğin sizin nurunuzdan çıktığının farkındayız ve bu, kalbimizi kalbinize bağlıyor.

Eğer bir insan bizden korku değil emniyet, düşmanlık değil kardeşlik ve dostluk görüyorsa bu, sizin burada olmanızdandır. Siz kâinatın en emniyet duyulacak insanısınız. Biz de sizin yolunuzda düşe kalka yol almaya çalışan yolcular.

Sizi özlüyoruz. Size duyduğumuz özlemi sizin gibi yaşamaya çalışmakla, sizin gibi teselli aramakla, sizin gibi sabretmeyi öğrenmekle gidermeye çalışıyoruz. Siz bize, size nasıl ulaşacağımızı bile öğrettiniz. “Ben size en güzel rehber değil miyim?” dediniz. Ne güzel dediniz. Bize hayatı öğrettiniz. Yaşamak ancak sizinle kolaylaştı. Siz “güzel ahlak” idiniz. Güzel ahlakı hallerimize kattıkça o hallerin içinde sizi buluyoruz.

İstersek sizi birçok şeyle hatırlarız. Hayata bakışınızla, çocuğunuzu sevme biçiminizle, ayı seyrederken ağzınızdan dökülen sözlerle, Rabbinize tanıklık etme biçiminizle, giyiminizle, dişlerinizi günde birden çok kere temizlemenizle. Ne kadar çok buradasınız. Siz her varlığın ve her zamanın kalbindesiniz.

Her davranışınız O’na bir yakarıştı. Kâinat sessizce konuşuyordu. Kâinatın sessizce konuşan en anlamlı diliydiniz. Sizin gibi yaşamaya çalışmamız da her daim bizi O’na götürüyor, bize O’nu hatırlatıyor. Siz ne güzel bir hatırlatıcısınız. Siz en güzel müjdeleyensiniz. Siz en anlamlı varlıksınız. Çünkü O’nu anlatan en güzel sözcük siz oldunuz. En güzel sözcükler de sizden çıktı. Sizin hayatta O’nu unuttuğunuz bir an bile olmadı. Bu sizin en büyük onurunuzdu. Ne kadar onurluydunuz. Biz de sizi hayatımıza katmakla onurlanıyoruz. Siz bizim için en büyük onur oldunuz.

Bize ne umut veriyor, biliyor musunuz? Biz de sizin dünyanızda çok önemli olduk. Üzerimize o kadar titrediniz ki. Dualarınızdaydık. Hüzünlerinizde, acılarınızda, şefkatinizde, merhametinizdeydik. Size sonsuz karşılık vermek isteriz ancak bunu yapacak takatte değiliz. Ama Rabbimizin size sonsuz karşılık vermesi için duadayız.

Sizi elimizden geldiğince hayatımıza katmaya çalışıyoruz. Daha çoğunu yapmak isterdik. Bu niyete sahibiz.

Biz ancak size tutunabiliyoruz, ancak size güven duyabiliyoruz. Sizin gibi yaşamak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

Nasıl bu dünyada nasıl tuttuysanız ruhlarımızı, ölünce de teslim etmeyin azap meleklerine. İnsan olarak sizden başka hiçbir güvencemiz yok. Sizin kalbinizden başka güvenli bir kalp yok.

Biz zor zamanların çocuklarıyız. Bizden gözlerinizi ayırmayın lütfen. Yaşam tarzınızı yaşam tarzımız kılma gayretiyle size tutunmaya çabalıyoruz. Tüm hoyrat ellere rağmen. Biz size tutundukça sizin de bizi tutacağınızı biliyoruz.
Tutun ki düşmesin ruhumuz. Hiçliğin, yokluğun, karanlığın ellerine düşmesin ve yanmasın ruhumuz.

MUSTAFA ULUSOY
__________________
 

自定义 HTML

 
İlgili aramalar: amatör - zaman eşref ziya -  eşref -   ziya -   zaman
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。


”Ey avare yolcu! Yürü; durma, yürü. Bu geçici âlemin zevkleri seni Allah’a kavuşmaktan alıkoymasın. Bu eşsiz manzaraların, bu güzelliklerin hepsi rüya ve hayalden ibarettir.
Ey zavallı ziyaretçi! Yürü; durma, yürü.
Yürü ki, Allah’a kavuşmanın gönüle ferahlık veren tazeliğinde yüceliklere eresin. Yürü; kendi aslına kavuş”

Aşk ile aklın,
iyi ile kötünün,
bilgelik ile cehaletin amansız kavgası…
ve bu kavganın tam orta yerinde bir Âdemoğlu…

A'mâk-ı Hayal
Filibeli Ahmed Hilmi

Her Trajedi , diğer elinde bir hediyeyle gelir…
Ama genellikle acı çekmekle öylesine meşgul oluruz ki ;
Hediyenin farkına bile varmayız!
O da geldiği gibi yitip gider…!

Mevlana der ki :
‘’ Üzülme ! Kaybettiğin her şey başka bir şekle dönüşüp sana geri döner…!‘’

Yüreğinizdeki ümit çiçeği asla solmasın….



Zilhicce, umumi af ve bağışlanma ayıdır

Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. İşte bu mübarek ayın yukarıda da ifade ettiğimiz birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür.

İşte bu günlerin kıymetini anlatan Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) muhteşem müjdesi:

“Allah'a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce'nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.” (Tirmizi: Savm, 52; İbn Mace: Sıyam, 39)

Demek ki, bugünlerde tutulan bir oruç, 360 gün oruca bedel olabilir. Rabbimizin rahmet ve bereketi o kadar coşmaktadır ki, bir günlük oruca bir yıllık oruç sevabı vermektedir. Böyle güzel ve tatlı bir müjdeye ilgisiz kalmak mümkün mü? Bu gecelerin Kadir Gecesine benzetilmesi ise, ayrı bir güzelliktir. Çünkü, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır ve 83 yıllık ibadete bedeldir.

ALLAH şimdiden tutulacak oruçlarımızı kabul etsin... ALLAH a emanet kalın..





5 天以前


Nurdan çehrendeki bu nikap da ne
Güneşlere taç giydiren ışıkken
Hep hicranla bunca yıl bunca sene
Geçmiş gidiyor baharlar beklerken.

Ey mukaddes kitap ey ezeli nur
Ey iklimi ziya etrafı huzur
Son demde bir kere daha ne olur
Geliver ışık karanlığı boğarken.

Bahar olmasa da sonbahar olsun
Cihanlar bütün avazınla dolsun
Yeniden namın her yanda duyulsun
Şu fani hayatlarımız biterken.
M.Fethullah GÜLEN


Namaz için iki gözümün nurudiyor Hz. Peygamber.
O halde, namazsızlık iki gözün körlüğüdür.

Metin Karabaşoğlu


Hizmetlerinizi Allah daim etsin. Yolundan ayırmasın. Başarılı çalışmalarınızın artarak devam etmesi ve
İnşALLAH daha nice hayırlı çalışmalara imza atmanız duasıyla
Her şey ama herşey gönlünüzce olsun. Tüm güzellikler sizi bulsun.
Allah yar ve yardımcınız olsun.
Allah'a Emanet Olun.
Sevgi, Saygı ve HürmetLerimLe...

10 月 26 日


Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu.

Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu.

Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.

Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:- Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi.

Sonra düşündü:

- Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez! Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi:-

Babacığım, haritayı düzelttim.

Artık parka gidebiliriz! dedi.

Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu.

Çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı:

-Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzeltiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti...


10 月 9 日


Esselamu Aleyküm Ey Güzel İnsanlar !


Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, cehennemden kurtuluş olan, bir Onbir Ayın Sultanı'nı daha uğurluyoruz. Artık gönüllerde bayram esintileri esmeye, ruhlarımızda Ramazan-ı Şerifin sağanak sağanak yağan rahmet çağlayanlarının hazzını derinlemesine duymaya başladık.
Evet bu mübarek ayda tutulan oruçlar, verilen sadakalar, yapılan yardımlar, okunan Kuran-ı Mucüz-ül Beyandan esintiler, Kudret-i Sonsuzun nezdinde öyle büyük mükâfatlara mazhar oldu ki; bu kutlu zaman dilimine ulaşıpta ondan istifade edemeyen gafiller, büyük bir kayıp içine düştüler maalesef.
Bayram, esasen Rabbi Rahimimizin bizleri affettiği gün olacaktır. Büyük alim, ALLAH dostu Alvarlı Efe Hazretleri :

Mevla bizi affede,
Bayram o bayram olur,
Cürm-ü hatalar gide,
Bayram o bayram olur,

Nağmeleriyle, gönül pınarındaki esintileri bizlere aksettiriyor ve cehennemden azat olduğumuz kurtuluş günümüzün bizim esas bayramımız olacağını bizlere hatırlatıyor.
İnanan insan da esasen bu gerçek bayramlara ulaşabilmenin endişesi ve düşüncesi içinde olmalı, her davranışını "büyük buluşma" ya göre ayarlamalıdır.


Rabbim Ramazan Bayramınızı mübarek eylesin.

Bayram İslam Alemi namına hayırlara vesile olur inşaALLAH..

Rabbim mazlum kardeşlerimizi zalimlerin zulmünden
kurtarsın.

Ümmet-i Muhammed arasındaki ayrılıkları birliğe çevirsin.

Küffara karşı sesimizi gür, kılıcımızı keskin,

yöneticilerimizi de Hakk ile hükmedenlerden eylesin inşaALLAH...

Siz Değerli, Kıymetli Gönül Dostların ve de Tüm inananların Ramazan Bayramını en içten dileklerimle tebrik eder, Rabbimizin bizi affettiği gerçek bayramlarda buluşmayı temenni ederim.

ALLAH(c.c.)'a emanet olun.








-Allahü Teâlâ buyuruyor ki:

“Ey iman edenler! Eğer siz ALLAH’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz.”

(Muhammed Sûresi 7.Âyet)

Sadakallah u-l Azim  / ALLAH doğru söyledi

***

"Güzellik bakan gözde, gözü baktıran kalpte, kalbi veren Rabb'te..."

***

Edebten Melekler Nurlandı, Edebsizlikten Şeytan Huzurdan Kovuldu.

***



Ey gönül! Lâle gibi ol ki, hâlinden sadece"Yâr"haberdâr olsun.
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem.
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım.
9 月 19 日


İyiliği yaymaya çalışalım

Günah, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar “kutsanmamıştı”. Çevremize baktığımızda hepimizi dünya ve ahiret felaketine götürecek en pespaye haller insanlar ve çeşitli iletişim vasıtalarıyla normalleştiriliyor ve neredeyse yapılması emrediliyor. İyilik ve güzellikler ise sürekli kınanabiliyor. “İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak” demek olan “emr-i bi’l-ma’ruf, nehy-i ani’l münker” ise şuurlu bir mü’minin vasfıdır. Bunu önce kendi nefsinde uygular sonra sırasıyla, gücü ve şartları nisbetinde çevresinde de hakim kılmaya çalışır. Bir sohbet meclisinde eğer “içki, fuhuş, kumar, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, zina” gibi konular ballandıra ballandıra anlatılıyor ve mü’min orada bulunuyorsa, önce ikaz eder. Dinlenmiyorsa kendisi artık o çatı altında kalmaz. Eğer çatıyı da terk edemiyorsa kalbini Allah’a yöneltip, işi sahibine havale edip susar. Ama kişi sorumluluk sahibi bir idareci ve bu pespaye sohbeti yapanlar da onun elemanları ise onları lisan-ı münasiple ikaz edip susturmak o kişinin üstüne vazifedir. Tabii burada “üslup ve tarz” önemlidir. Tatlı dil her zaman ikna edici ve tercih edilen bir yöntemdir.


İşlenen günah eğer anlatılmaz ve gizlenirse “bir” olarak kalır ve umulur ki tövbe neticesinde Rabbimiz Settar ismi gereği örtüp, bizi affedebilir. Ama Gayretullah’a dokunan şey, o pis fiil veya davranışın “reklam” edilmesi, safi zihinlerin bulandırılması ve günahın yayılmasıdır.

http://4.bp.blogspot.com/_sVjTn8W1UP0/SPJ7abMGVYI/AAAAAAAAApU/rKa_1TwqVH8/s400/su29tgmh9.jpg

HAYIRLI  VE GÜZEL BİR HAFTA SONU DİLEKLERİMLEGülümseme




9 月 5 日